Ne İzledim Lan Ben: Nelyubov

Leviafan ve Vozvrashchenie filmleri ile tanıdığımız Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev'in Altın Küre, Bafta ve Oscar ödüllerine aday olup ne yazık ki bu törenlerden eli boş dönen filmi Nelyubov yada uluslararası festivallerde kullanılan ismi ile Loveless yada ülkemizde vizyona giren ismi ile Sevgisiz filmini izledim. Konusu itibariyle boşanmanın arefesindeki bir çiftin boşanma süreçleri ve bunların arasında kalan -en başından beri istenmeden dünyaya getirilmiş- çocuklarının bu durumdan etkilenişi ve bir gün kaybolan bu çocuğun bulunmaya çalışılmasını anlatıyor. Zvyagintsev sinemasına aşina olanların yönetmenin filmlerindeki sembolizmi, metaforik anlatımı ve bunların yanında soğuk hikayelerin sinematografik bir estetik vasıtasıyla aktarımındaki başarısını da biliyorlardır sanırım. Yine Nelyubov'da…
Baştan ayağa bir Rusya toplumu taşlaması olan Nelyubov, Andrey Zvyagintsev sinemasının tüm karakteristik özelliklerini taşıması bir kenara yönetmenin kendi toplumuna tuttuğu ayna olması yönüyle de görülmeye değer.

Derecelendirme

Senaryo - 80%
Yönetmenlik - 95%
Oyunculuk - 75%
Prodüksiyon Tasarımı - 80%
Özgünlük - 85%

83%

Baştan ayağa bir Rusya toplumu taşlaması olan Nelyubov, Andrey Zvyagintsev sinemasının tüm karakteristik özelliklerini taşıması bir kenara yönetmenin kendi toplumuna tuttuğu ayna olması yönüyle de görülmeye değer.

User Rating: 3.6 ( 1 votes)

Leviafan ve Vozvrashchenie filmleri ile tanıdığımız Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in Altın Küre, Bafta ve Oscar ödüllerine aday olup ne yazık ki bu törenlerden eli boş dönen filmi Nelyubov yada uluslararası festivallerde kullanılan ismi ile Loveless yada ülkemizde vizyona giren ismi ile Sevgisiz filmini izledim.

Konusu itibariyle boşanmanın arefesindeki bir çiftin boşanma süreçleri ve bunların arasında kalan -en başından beri istenmeden dünyaya getirilmiş- çocuklarının bu durumdan etkilenişi ve bir gün kaybolan bu çocuğun bulunmaya çalışılmasını anlatıyor. Zvyagintsev sinemasına aşina olanların yönetmenin filmlerindeki sembolizmi, metaforik anlatımı ve bunların yanında soğuk hikayelerin sinematografik bir estetik vasıtasıyla aktarımındaki başarısını da biliyorlardır sanırım. Yine Nelyubov’da da Zvyagintsev’un sinemasını sevenler bu aradıklarını bulacaklar.

Tamamını bir Rusya eleştirisi olarak görebileceğimiz filmde benim okumamda bu sevgisiz Rusya’dan “kaçan” yada “kaybolan” çocuk ise yönetmeni sembolize ediyor. Zira Rus halkının birbirlerine karşı katı ve duyarsız tutumları belli noktalarda iğnelemenin ötesine geçiyor ve göze parmak derecesine varıyor. Buralardan da çıkarabiliyoruz ki yönetmen içinde bulunduğu “sevgisiz” toplumu bir çocuk üzerinden izleyiciyle buluşturuyor. Sürekli itilip kakılan çocuk bir yanıyla da toplumdaki son sevgi ve umudu temsil ediyor diyebiliriz bu yönüyle ve sonunda bu umut ve sevgi de dayanamayarak toplumu terk ediyor. Bu yanıyla yönetmenin de içinde bulunduğu topluma karşı karamsar bir bakışa sahip olduğunu da çıkarabiliriz pekala ki filmin sonunda Zhenya’nın üzerinde kocaman Russia yazan eşofmanıyla bir koşu bandında koşması da Rusya’nın çarktaki bir hamstervari yerinde saydığını temsil ettiği savımız da doğrulanıyor bu okuma ile.

Filmin görüntü ve renkleri anlatıyı çok desteklese de oyunculukların aksayan noktaları vardı fakat bir yönetmen sineması örneği olduğunu ve bir derdi olduğunu hesaba katarsak pek tabii görmezden gelinebilir hale geliyor bu aksaklıklar. Şahsen filmi çok beğendim ve tavsiye ediyorum. İyi seyirler.

Fatih Dalcı hakkında 57 makale
.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*