Röportaj: Troy Duffy (The Boondock Saints)

Röportaj: Altay Kenger
Çeviri: İrem Genkertepe/Altar Parssoy

Kadrosunda Willem Dafoe, Sean Patrick Flanery, Norman Reedus, David Della Rocco ve Billy Connolly gibi efsane oyuncuları barındıran ilki 1999 ikincisi 2009 senesinde yayınlanan efsane The Boondock Saints serisinin ve yeni dizi projesi olan The Boondock Saints: Origins’in yaratıcı yönetmeni Troy Duffy ile geçtiğimiz günlerde bir röportaj gerçekleştirdik. Gerek seri hakkında gerekse yeni projeleri hakkında bilgi aldığımız röportaj, sizlerle!

Öncelikle, bizi kırmadığın için teşekkürler. Nasılsın?
Harikayım! Kızım Gracie 5 yaşına yeni girdi, bebekleriyle oynamama ve ona çikolata vermeme izin veriyor, bu yüzden bayağı meşgulüm.

Türkiye’de, diğer ülkelerde olduğu gibi birçok Şehrin Azizleri hayranı var. Ayrıca burada basında yer verildiğini de söyleyemeyiz. Yani, o kadar yıldan sonra Türk hayranlar olarak iletişim kurmaya çalışıyorduk. Bizlere The Boondock Saints efsanesini nasıl tarif edersin?
Evet. Yer verilmemesine rağmen bu kadar hayranı olması beni şaşırtmadı. Boondock’u sevenler zaten kült olmasına yardımcı oldular. Çoğu hikayeyi duydum ve hepsi basitçe şöyle başlıyor;
Biri bir arkadaşını sandalyeye oturtuyor ve “Bu filmi izliyorsun!” diyor. Böylece yeni bir hayran oluşmuş oluyor.

Örneğin bu efsaneyi sen oluşturmamış olsaydın, televizyonda denk gelseydin, dışarıdan biri olarak izlemesi nasıl olurdu?
Sanırım beğenirdim çünkü yazacağım ilk gün kalemi elime aldığımda, gerçekten izlemek istediğim bir film yapacaktım. Gerçekten görmek istediğim karakterlerle dolduracak, kendi espri anlayışımı ve sertliğimi koyacaktım.

Senaryoyu yazmadan önce bile seni etkilemiş yönetmenler kimdi? Ve ilk 10 film listeni bizimle paylaşır mısın?
Her zaman büyük yönetmenleri sevdim. Coppola, Scorsese, Tarantino gibi.. İlk 10 listesi biraz zor olacak gibi. Belki de elmas değerindeki birkaç filmi önersem daha iyi olur. Chopper, Nil by Mouth, Gangster #1, Romper Stomper.

Biz aşırı derecede senaryoyu yazım sürecini merak ediyoruz. Sanırım 25 yaşındaydın ve tecrüben yoktu. Seni yazmaya iten şey neydi? İnce şakaları, cinaslı ve içinde harika bir mesaj barındıran bir hikâyeden daha fazlaydı çünkü. Bize biraz bahsedebilir misin?
Bu süreç ben yazmaya daha çok yaklaştıkça değişiyor ve yön değiştiriyor. Boondock için, bayağı basit bir süreçti. Ket vurulmuş ve parasızdım. Esasen, bu alanda yaptıklarımı düzeltmek için, küçük fantezimi kullandım. Yazdım. İki sıradan adamın sandalyelerinden kalkıp bunun hakkında bir şeyler yaptıkları başladığım şeydi, basit bir fikir olandı. Buradan itibaren günden güne çalışınca, karakterler ve hikâye hiç yoktan ortaya çıktı.

Bildiğim kadarıyla, Şehrin Azizleri’ni “The Boondock Saints: Origins” adında bir televizyon dizisine uyarlıyormuşsun. Bize bunun hakkında biraz bilgi verebilir misin? Kaç sezon ya da kaç bölüm olmasını öngörüyorsun? Hangi kanalda/ağda yayınlanacak? MacManus Kardeşler, II Duce, Rocco, Romeo, Smecker gibi ikonik karakterleri görecek miyiz?
Evet. Bu bir başlangıç noktası. Her şeyin baştan başladığı bir televizyon dizisi. “Connor ve Murphy bizim kıyılarımızda ortaya çıksaydı ne olurdu?” sorusu üzerine kafa patlatıyor. Amerika’da idealize edilmiş bir yaşam konsepti üzerine büyümüş iki İrlandalı kardeş, olanları bilmek için buraya geliyor. Açıkçası planları buraya kötü adamları öldürmek için gelmek değildi, o zaman nasıl yasal yetkileri olmadan kendi çıkarlarına göre düzen sağlamaya sürüklendiler? Bu işin öldürme kısmına katılıyorlar mı? Bu dövmeler nereden geliyor ve bu iki kardeş için ne ifade ediyorlar? Basitçe filmin meraklıların yirmi yıldır sorduğu tüm sorular cevaplanmış olacak.

Bu televizyon dizisi dışında başka bir projede çalışıyor musunuz? Ya da böyle bir plan öngörüldü mü?
Evet. Bir tanesi “The Blood Spoon Council” bir seri katil polisiyesi. İkincisi, “Guest House” adında bir komedi. Diğeri ise “Rock’em Sock’em” adında, hakikaten bir aksiyon dizisi.

Sormadan edemeyeceğim.. Bir kedinin Beretta 92FS tarafından kazara ölmesi fikri aklına nasıl geldi? Bu sahneden sonra size gelen tepkiler nelerdi?
Ha! Eski karımın sinir bozucu minnoşlarından. Ben köpek insanıyım. İzleyiciden genellikle, kontrol edilemeyen bir kahkaha tufanı aldım.

Sana bir şey sormam gerekiyor, sanırım bazı gayri resmi İrlandalı Folk albümlerinin birkaçından film müziği olarak bahsedebilirsin. Beğendiğin birkaçını bize önerebilir misin?
Şu ana kadar İrlanda’dan duyduğum en iyi şarkı High Kings grubundan “Parting Glass”.

Vaktini bize ayırdığın için çok teşekkür ederim. Umarım Şehrin Azizleri evrenini tekrar görebiliriz. Son olarak, Prova Mag okuyucularına ve Türk hayranlarına söylemek istediğin bir şey var mı?
Türk hayranlar, duyun beni! Son zamanlarda Yeni Rakı’yı denedim ve berbattı! Ama eğer Türkiye’ye gidersem, sizinle rakı içmem kaçınılmaz olacak!

Altay Kenger hakkında 59 makale
Caer De Disgracia | In Ungnade fallen

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*