Röportaj: Patron / @PatronFlexin

Röportaj: Altay Kenger

Öncelikle selamlar abi. Röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Nasılsın, nasıl gidiyor?
Teşekkür ederim, çalışıyoruz. Sessizce gelecek için hazırlanıyoruz!

Önceden de konuştuğumuz gibi, geçmişten geleceğe Patron serüveni tadında bir röportaj yapmak istediğim için, en eskiye dönmek istiyorum abi. İlk ne zaman rap müzikle tanıştın? Kimleri nerede ve ne kadar dinledin?
Grup Vitamin, Doktor Alban, Naugthy by Nature gibi kasetler dinlerdik abimle, ama tam olarak ne dinlediğimizi bunun neresini neden sevdiğimizi pek bilmezdik. Daha çok oyun eğlence gibi bir şeydi onların taklitlerini yapardık, onlara benzer sesler çıkartıp şakalaşırdık.  1995 Cartel’le birlikte Rap/HipHop sevdiğimizi kesinlikle anladık, Türkçe sözler ile de yapılabildiğini gördükten sonra bu işi sevdiğimizden yüzde yüz emin olduk. Tabi ki Yeraltı Operasyonu, Nefret, Sagopa, Digitalmix, Ondaon… Bunlar o dönem bize normal aksanlı Türkiye Rap’ini tanıttı ve sevdirdi. Fuat Ergin’in Hassickdir albümleri ise bizim için bir dönüm noktasıydı.

Peki aldığın ilk kayıt nasıl bir şeydi? Halen duruyor mu?
İlk kayıdım tabi ki tape’den mikrofonsuz ses kayıtlarıydı. Dudağını teybe yaklaştırıp, başka bir teypten de müziği vererek kasete kayıt yapardık 🙂 Daha sonra Mersin’de Mic Gece’nin stüdyosunda ilk defa mikrofonlu kayıt yapıp kendi sesimi duydum. O kayıtlar annemlerin evinde bir yerlerde duruyordur ama nerede bilmiyorum açıkçası.

Peki Ege Erkurt’un Patron Flex’i yaratması nasıl gerçekleşti? Ve neden “Patron”?
1998 ‘den beri rap yapmaya çalışıyordum ama Patron Flex  ismini 2003 ‘de kendim buldum. O zamanlar hızlı rap söylemek üzerine bir tutkum vardı. Daha sonra tabi ‘Flex Rap’in hem benim için hem dünya için kısa soluklu bir furya olduğunu anladığımda ismimin daha genel ve güncellenebilir bir tarzı yansıtması için ”Flex” kısmını ismimden kaldırdım ve Patron kaldı. 

Saian SS ile beraber çektiğiniz çok eski bir klip var: Rosco Rhyme. Kardinal projesine ait “Arabesque EP“ çalışmasından bir parça. Kardinal hakkında birkaç internet efsanesi dışında net bir bilgimiz yok aslında. Kardinal neydi? Neden devam etmedi? Tek EP’lik bir proje miydi? Ve tabi ki dinleyicilerinin çok merak ettiği o albümü bir gün paylaşacak mısın?
Abim müzik yapmaya başlamadan önce ben tek başıma çalışıyordum. O dinleyici olarak beni destekler, öneri ve tavsiyelerde bulunurdu. Daha sonra abimin de rap üretmeye karar vermesiyle, beraber çalışmaya başladık ve bunun  ilk meyvesi  ‘Kardinal – Arabesque‘ oldu.  Paylaşacağımızı sanmıyorum, ben paylaşsam Saian reyis peşime düşer :)))

Rap müzik yoluna çıktığında yanında kimler vardı? Bugünkü piyasadaki MC’lerle tanışman nasıl oldu?
Serüven tabi ki Mersin ‘ de başladı.  Mic Gece & Necropol & Black Boys o dönem bu kültürü yaşayan abilerimizdi, beni yetenekli buldukları için her zaman kapıları bana açıktı, ben o zaman yaşça çok küçük olduğumdan herkesten büyük sevgi ve ilgi gördüm. Nefret ve Ceza konserleri düzenlediler. Silahsız Kuvvet’le beni onlar tanıştırdı. Daha sonrasında internetin aktif kullanılmasıyla beraber Pit10 gibi Şehinşah gibi bu işle ilgilenen yaşıtım arkadaşlarım olmaya başladı. 2003 Kuvvetmira Rap yarışmasına şarkı gönderdim ve  1. seçtiler o zaman beni :)) 2005 yılında İstanbul’a yerleşmem birçok konser ve buluşmayı beraberinde getirdi. Daha sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten.

Patron Flex’in direkt Patron adıyla Professional dönemine geçişi hakkında konuşalım istiyorum. Sadece dönemine göre değil halen iddialı bir albüm olduğu imajını koruyan Professional serisinin oluşum aşamalarından bahseder misin? Kaç albümlük bir proje olarak düşünüldü? Ve fırsatını bulmuşken hemen sorayım, Professional V ne vakit kulaklıklarımızda olacak?
Professional serisini bir beşleme olarak düşündüm hep. Yeni deneysel çalışmaları ve albümleri o yüzden bu seriye eklemedim. 5. serinin sonu olacak. Seriye çok güzel bir kapanış eklemek istediğimden bu albüm için imkanların daha da zenginleşmesini bekleyeceğim. Sanırım bir iki sene sonra ancak başlayabilirim.

Türkçe rap müzik piyasasında her zaman yeniliklerin öncüsü konumunda oldun. Her albümünde yeni ve güncel teknikleri en iyi şekilde kullanmağa özen gösterdin. Ve bunu yaparken kendi çizginden de taviz vermedin. Kariyerin boyunca kendini diri tutmak, geliştirmek için nasıl bir yol izledin? Kendini güncel ve öncü konumda tutmayı nasıl başardın?
Ben Müzik konusunda önyargılı birisi değilim. Pek fazla türlere ve sınıflara ayırmam müziği, sadece kaliteli ve kalitesiz olarak ayırabilirim.  O yüzden yeni çıkan her şeyi merak edip dinleyen ve yeniliklerden ilham alan birisiyim. Dünya’da bu işin öncülerini dinlerken; onları hep kendimle kıyaslayıp aradaki farkı azaltmaya çalıştım. Bu da benim kendi müziğimi yenilemek zorunda olmam demekti. Tabi ki çocukluğumdaki Rap kıtlığı, yeraltı ruhunu yaşamış olmak ve kültürü yaymak için geçmişte verdiğimiz dostça mücadele benim belli başlı kurallarımı oluşturdu. Bu zamanları yaşamış olmak yazılı olmayan ahlak kuralları gibi bana bazı sorumluluklar yükledi ve aşmamam gereken bir çizgi olduğunu öğretti. 

Geçtiğimiz günlerde Sosyo Pat albümünü yayınladın. Albümle ilgili nasıl geri dönüşler aldın?
Albümle ilgili geri dönüşler güzeldi. Dinleyenler beğendi ama daha çok kişiye ulaştıramadık maalesef. 1 sene beklememe rağmen yayıncı şirket herhangi bir reklam ya da klip girişiminde bulunmadı. Ben kendim yapsam da maalesef şarkı hakları onlara ait. O yüzden de bu bana işinde amatör olan hiç bir şirketle anlaşmamamız gerektiğini yeniden gösterdi. Sosyo Pat’ın haklarını kaybetmek benim için büyük ve pahalı bir ders oldu. PMC label’ından çıkmış bir albüm olsaydı TOTEM’deki gibi en az 3 video klip ile süslemek isterdim.

Almanya başta olmak üzere Avrupa’daki rap müzik camiası, bize kıyasla kesinlikle daha üretken ve zengin. Bizim piyasamızdaki üretim kısırlığını, sığlığı ve taklit eden çalışmaların bolluğunu neye bağlıyor, nasıl yorumluyorsun?
Avrupa’nın kendisi bize karşı daha üretken ve zengin çünkü.. Sanat ve sanata olan saygı daha yaygın. Stüdyolar, ses mühendisleri, yönetmenler, senaristler, reklamcılar vb. bizim işimizde de etken olması gereken insanlar buraya göre çok daha iyi eğitim ve öğretim görüyor.  Sanat Avrupa’nın her yerine yüzyıllardır yayılmış. Şu an her konuda ‘Amerika’ ile yarışabilecek kadar zengin. Avrupa devletlerinin sosyal devlet anlayışı da azınlıklara seslerini duyurmak için daha çok imkan getiriyor tabi ki. Amerika’dan bu konuda öndeler hatta. Türkiye’de hırslar çok olmasına rağmen, motivasyonu bozacak çok fazla etken ve olumsuzluk var MC’ler için…  Bu yüzden eşit şartlarda değerlendiremeyiz tabi ki.

Barış Manço’dan Ahmet Kaya’ya kadar birçok ustaya bir şekilde saygı duruşunda bulundun, andın. Peki rap müzik dışında kimleri dinledin? Hem müzikal hem de fikri olarak hangi sanatçılar etkiledi seni?
90lar’daki müzikler daha çok beni etkiledi. Çocukluğum kasetlerle geçti. Müziğin en masum, en eğlenceli, en isyankar ve genel anlamda sürekli bir değişim ve gelişim halinde olduğu bir dönemdi. O dönemki yerli yabancı ustaların çoğu genel anlamda beni etkilemiştir.

Toplumsal ve siyasi fikirler, edebiyat, müzik, teknik, kişilik, piyasa… Bunca kavramı içine alarak bir rapçide ve bir rap albümünde olması ve olmaması gereken şeyler sence nelerdir?
Bu konu hakkında herhangi bir kural koyulması mümkün değil, rapçilerin görüş ve yaşantıları birbirinden çok farklı ama bence her insan kendine yakışanı yapmalı…  Başkasının görüşlerini çok fazla karalamadan, onlara yeni görüşler ve bakış açıları sunmak mümkün. İnsanlara kendi doğrularını aşılamak ile, onların doğrularını karalamak arasında çok ince bir çizgi var. Sanatçı yeteneğiyle bu çizgiyi bozmadan kendi doğrularını yazmalı.

Sosyo Pat’tan sonraki projelerin neler? Biraz dinlenecek misin yoksa yeni projeler yolda mı?
Şu an Yeni bir PMC albümü üzerinde çalışmaya başladım, bir çok eski isim ve yeni isimi bir araya getirecek , zamanın ‘Ruff Ryders’  albümleri gibi  Türkçe Rap’te unutulmayacak bir albüm serisinin başlangıcı olacağını düşünüyorum.

Vakit ayırdığın için çok teşekkür ediyorum abi. Son olarak dinleyenlerine ve okurlarımıza neler söylemek istersin?
Ben teşekkür ederim. Okurlarınıza hâlâ okudukları için çok saygı duyuyorum, bu istisna topluluğun hepsinin yanaklarından öperim.

HAYRAN SORULARI

Auto-tune kullanımı dünya rap müzik piyasasının güncel ekolü haline geldi evet ama Patron auto-tune kullanmaya devam edecek mi?
Auto-Tune evet Trap şarkılarda kullanmaya devam ediyorum. Ama hip-hop şarkılar da yapıyoruz yeniden ve tabi ki onlarda olmayacak. Her şey yerinde ve zamanında güzel 🙂

PMC’nin şu anki kadrosu konusunda bazı dedikodular var. Bunun hakkında neler söyleyebilirsin ve PMC olarak muhtemel projeleriniz var mı?
PMC olarak şu an bir grup değil, bir label modeline döndük. Sürekli değişebilir daha zengin bir kadro olacak. Bazı projelerde başka oluşumlardan sanatçıları da misafir edeceğiz. Sabit kadrolu olmayan ve tamamen proje odaklı bir PMC görecekler. Eminim ki sevecekler. Farklı kadrolar ile farklı hip-hop projelerini kim sevmez ki )))

Otonom Piyade oluşumu ile ortak bazı projeler üreteceğinize dair dedikodular var. Gerçeklik payı var mı yoksa yollarınıza tamamen ayrı kulvarlarda mı devam edeceksiniz
Onların kendilerine ait bir üretim stilleri var.  Müzik ve lirikalite olarak da kendi tarzlarını korumak ve onun dışına çıkmak istemiyorlar. Ben çok saygı duyuyorum ve severek dinliyorum Benden bir talepleri olursa seve seve yerine getiririm.

Cypher V: Diss Is Patron ile diss sürecini kapattın mı yoksa yeni sürprizlerin olacak mı?
Şimdilik diss faslı bitti ama insanların bana olan tavırlarına bağlı o biraz da. Eğer yanlış olduğunu düşündüğüm şeyler olursa, kendimi savunmak için tabi ki yine gereken neyse yaparım.

Siyasi görüşün konusunda tam bir muamma var. Patron dağda gezen milliyetçi bir pagan mı, sosyalist mi, anarşist ya da komünist mi? Tüm bunların yanında anti-militarist mi yoksa mikrofonunu Uzi olarak gören biri mi?
Ben de kendimi herhangi bir sınıfa koyamam maalesef.  İnsanları inandıkları, savundukları şey için suçlamak ya da onların düşüncelerini düzeltmek bana düşmez bunu da üniversite yıllarımda anladım. Emin olduğum tek şey ben ‘Aşırıcılık’tan hoşlanmıyorum.  Buna sanırım anti-extremism diyebiliriz. Dünyada aşırıcılık olmadığı sürece tüm görüşlere ve inançlara yer var aslında. 

Altay Kenger hakkında 75 makale
Caer De Disgracia | In Ungnade fallen

2 yorum

  1. Patronun Önünü Hiç Bir Şirket Kesemicek…
    Kaç Yıldır Rap İçin Savaşan Bir Adamın Önünü Bir Şirket Kesemez..
    Bu Arada Resmi Olarak Sosyopat Albümü Youtubede Bulunursa Ortalık Yanacak Özelikle Taviz Yok Parçasında Ama Ati242 Bir Parça Geliyormuş Sadece Onu Bekliyorum…
    Adanadan Selamlar.

  2. Patronun Önünü Hiçbir Şirket Kesemez Kaç Yıldır Rap İçin Savaşan Bir İnsanı Basit Şirketler Engelleyemez Siz Ati242 Olan Parçayı Bekleyinn Yıkılacak Rap Alemi
    Adanadan Selamlar..

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*