K.A.F.K.A. #1: O

Yusuf, yazar olmayan bir yazarın yazdığı Risale-i Şikeste adlı hiç tamamlanmamış bir öykünün içinde yaşamıştı. Yazar olmayan yazar, onu bir kuyunun içine hapsetmişti. Yusuf, henüz yazılmamış şiirler yazmış ve henüz kimsenin dinlemediği şiirleri sokaklarda okumuştu. Yazar olmayan yazar Yusuf’a Yusuf’un ne zaman doğduğunu, nerede yaşadığını, neler yaptığını hiçbir zaman söylememişti. Yusuf sadece var olmuştu, var olmuş ve şiirler yazmıştı.

Yusuf, ne zaman doğup nerede yaşadığını ve neler yaptığını hiçbir zaman bilemediği gibi, ne zaman nerede öleceğini de bilememişti. Kendi ölümünün ve hatta ölüm mefhumunun farkına dahi varamadan, gülemeden ölmüştü. Yazdığı hiç yazılmamış şiirler de onun ölümüyle beraber kaybolup gitmişti. Yusuf’un bu kimine göre kısa, kimine göre daha kısa olan yaşamı hiç yazılmamış şiirler yazmaktan ibaret olmuştu.

Sigara içmişti çokça, bir kadın sevdirilmişti ona ve dostları olmuştu. Yusuf şiirleri sevdiği kadar dostlarını da sevmişti. Ama şiirleri her zaman dostlarından daha çok sevmişti. Bu yüzden de şiirleri sevdiği kadar dostlarını sevmiş olamazdı. Sevgisini kategorize etmek yetisi Yusuf’a verilmemişti. O sadece sevmeyi biliyordu ve sevmemeyi. Hatta sadece sevmeyi biliyordu. Sevgisini sunamadığı şeyleri sevmemiş olmuyor, o şeylere karşı tarafsız kalıyordu. Çünkü Yusuf, sadece sevmek duygusunu bilebilenlerdendi. Yazar olmayan yazar, böyle yazmıştı onun öyküsünü.

Yazar olmayan yazar, Yusuf’un öyküsünü bitirdikten sonra Yusuf’u hiç unutmadı. Yusuf, yazar olmayan yazarın usunda yaşamaya devam etti. Yazar olmayan yazar, onun hayatını biraz daha yazar diye bekledi hep. Yazar olmayan yazar, Yusuf’u farklı yerlerde farklı şekillerde yazmaya yani yaşatmaya karar verdi. Bugün o dediğimiz, Yusuf’un bizzat kendisidir.

Altay Kenger

Altay Kenger hakkında 74 makale
Caer De Disgracia | In Ungnade fallen

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*