usulca gök beni // 19kasım2018

kanımdan yansıyor gecenin pası
mesnetsize teşne, kırmızı bir kış geçirdim.
bir uğultu örülüyor saçlarımdan omuzlarıma doğru
yorgun koynumda faşist bir millet doğuruyor devlet
seni gördüm, “ben” mezarlarındaki eski bir kök salıştın
okyanuslar düşüyordu, ürkmüş göz çeperlerinden gömleğine
ben ise fazlasıyla kısrak kıskandırıyorum, ellerimle
gülüşüne kin basıyorum, ne olur doğurma
bir gözyaşı ruletinde her şeyimi koyuyorum, kırmızı

gecenin pası kanıma nüfuz ederken
sokaklar yankılanıyor, esvabı ter kokan cüzzamlı ressamların adımlarıyla
kimse çiçekler almıyor, evler pasaklı bir kasvet ve hamaset kokuyor
çalakalem bir meşveret var sofalarda
gülden ve külden bir mum eriyor avuçlarımda
insan olduğuma dair tüm dayanaklarım da

taş ırmaklar altında ezilmek çiziyorum yastığıma
bir revak sütunu devrildi hatta tam üzerime
beyaz önlükler terliyor, küfürler ve yalvarmalar
saçların rüzgarla boğuşuyor o anda
“bu tip kavgaların galibi olmaz” diyorum içimden
nitekim tanrıyla cenk edilmez.

çıkıyorum balkonlara, ayaklarım çıplak
loş ve mor bir sokak lambası alıyor gözlerimi
ne kadar da “keşke”ler aksa yanaklarımdan
zamanın damarlarına sarılmış pulsuz bir deriyim
ceset kızlar kavruldu gövdemde dün
silahlar nesnellik, siyahlar anlam, kırmızılar kutsiyet kazandılar
görüntüler kayboldu
kış, göz kapaklarımdaki tül perdesi
yaz, gövdemde büyüyen dallar, meşveret dolu sus tankları..

kestim, bilek damarlarımı
gecenin pasını silmek için.
düştüğüm kuyudaki sualleri yırttım ve
inşa ettim kendi kanatlarımı, kendi ellerimle,
kendi bedenime yapıştırdım sonra onları,
kendi kendime uçabilmek için.
uçabilmek, sabahın yaratıldığı ana
uçabilmek, yaraştırıldığı yere özgürlük ile kavganın birbirine
uçabilmek, gürzlerin küllerle hırpalandığı zamanın zerrelerine
eşrafın peşrevleri dolandı kentli ve mağrur dilime
dolandı üçüncü sayfalar ve ambulans sirenleri
damar kesildi, kandı akan,
kan.

Fatih Dalcı hakkında 58 makale
.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*